"Çocuğa verilen eğitim aslında onun iyiliği için değil de, yetiştiren kimsenin iktidar sahibi olmak ve öç almak için duyduğu ihtiyacı gidermek için verilmektedir."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İtalya'daki ilk kadın hekim olan Maria Montessori 1901'de, çalışmaya başladığı hastanede zihinsel engelli çocuklar için hiçbir şey yapılmadığını görerek yeni bir eğitim metodu tasarlar. Ekibinden, çocuklara saygı duymalarını, her çocuğun kendi ilgi alanını keşfetmesi için onları cesaretlendirmelerini ister. Buradaki çocuklar herkesi o kadar derinden şaşırtan bir ilerleme gösterirler ki Dr. Montessori 1907'de bugünkü Montessori okullarının modeli olan ilk "çocuk evi"ni açar. Montessori, burasının bir okul değil, çocuklar için bir ev, bir yuva olduğunu, İngilizcede " instruction" dediğimiz, öğretmenin öğrenciye bir şeyler dikte etmesi yönteminin kendileri için geçerli olmadığını vurgulamıştır.
1740'ta, Prusyalı felsefeci Johann Hecker, otoriteyi sorgulamayan bir halk yaratmak için, çocukların okulda "Bir soru sorabilir miyim? diye sormaya mecbur bırakılması fikrini ortaya attı." Bir soru sorabilir miyim?" derken, çocuklar aslında gerçekten de soru soruyor olmayacaklar, bu cümleyle birlikte el kaldıracaklardı.
"Kimse meli/malı kipi kullanmamalı... Birinin çuvallamasını mı istiyorsunuz? Ona mükemmeliyetçilik aşılayın. İyi'nin karşıtı kötü değil, mükemmel'dir."