Ben José Saramago kalemini çok severim. Okuması kimileri için zor bir strateji ile yazılmıştır kitapları. Diyaloglar virgüllerle ayrılır, konuşma çizgileriyle değil. Takibi zordur. Cümleleri uzundur. Bu yüzden kimi okur haz etmez. Öte yandan okuyucusunu hiç yalnız bırakmayan bir yazardır José Saramago. Sürekli bizlere göz kırpar, merak etmeyin ilerde bu karmaşanın sebebini anlayacaksınız, her şey mantıklı bir zemine oturacak gibi heyecanı yatıştırıcı cümlelerle metnin içinde tutar. Bu kitabında hayattan zevk alamayan, depresif bir adamın meslektaşının önerisiyle izlediği saçma sapan bir filmde kendisinin kopyasını görmesiyle bu figüranın peşine düşmesini anlatmış.
Sonu sürprizli, enteresan bir konudan yola çıkmış okuması keyifli bir roman. Biraz uzun anlatılmış, gereksiz detaylara çok yer verilmiş olsa da eğer boş bir zamanınızda okursanız bir solukta biter diye düşünüyorum.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Kendim kadar sonsuzum
Bu dert benim içim dışım
Yanar döner
Bu günler geçer
Yaram bana kucak açar yolum ateşmiş ne farkeder?
Zor zamanlar olur
Nasıl çıkarsan içinden
Omurgan böyle şekillenir”
open.spotify.com/track/156JNJrkP...
Hem şu da var: Bir şiirde, bir metinde konuşan kimdir? Bu bilinemez. Başlangıçta şairi, yazarı görür gibi oluruz, ama yazma eylemi derinleştikçe bir imgeden, bir imden öteye gitmez olur.
Hem bize uzak olan, ona göre her zaman uzak değildir. Suskunluk da öyle: Ona göre o da susmuş değildir. Edim içindedir, dinamiğini o yoldan sürdürüyordur.