“En temel özlem, özlenen (daha / henüz / hâlâ...)
özleyenin yamndayken başlayan özlemdir — yoksa,
özlenen daha özlenmemişken; henüz "burada"yken;
hâlâ özleyenin yamndayken, duyulmayan özlem,
neye yarar ki...
Özlem, özleneni, özlenmesi gerekmezken de
özlemektir.”
“Özlem sana öteki duygularının ölçüsünü ve derecesini açıkeden duygudur — neyi nasıl ve ne kadar
istediğini; kimi nasıl ve ne kadar sevdiğini...
Özlem, isteminin ve sevginin, mihenk taşıdır.
Özlemin, ölçündür.”
“Özlem ile sevginin temel ilişkisi, özleyenin aynı zamanda özlenen; özlenenin de aynı zamanda özleyen
olduğu durumlarda belirir:
Orada, özlemin bu ikili-karşılıklılığı, yoğunluk olarak ne kadar eşit düzeydeyse, o iki kişi arasındaki sevgi de
o kadar büyüktür.
Uç durumda —tam eşitlikte—, özlem ile sevginin
nitelikleri çakışır : özlemek, sevmektir; sevmek de,
özlemek — aralarında da bir fark yoktur...”
“Özlem bütün öteki duygulardan
—anılarından, ilişkilerinden, 'iş'lerinden geri çeker
kişiyi: özleyen kişi için tek bir duygu vardır artık —
tek bir anı dizisi, tek bir ilişki, tek bir 'iş'...
Özlem tek bir düzeye indirger özleyeni gerçi; ama bu, özleyen kişinin bütün benliğinin odak noktasıdır
aynı zamanda — kişiliğinin bütün oluşturucu öğelerinin toplandığı toplam...
Özlem kişiyi kendine —geri— toplar.
Örneğin, özlediği ile yeniden buluşacağı bir yere, —onun onu bekleyeceği yere— belirli bir gün, belirli bir saatte, tam zamanında —onun bekleyeceği zamanda— gitmek, kişinin tek temel 'iş'i hâline gelebilir — bunu bir 'iş' olarak isteyebilir kişi...”