“Özlem, özleyenin bütün varoluşu içinde, boydanboya uzanır : sanki bütün dokularma, en küçük hücrelerine varasıya, 'içine' işler — öyle olur ki, özleyen, tek bir büyük özlem ateşi gibi hisseder kendini. Bu yüzden de, yakıcıdır özlem.”
“Özlem, şimdi gidip uyuman konusunda da, ikircikliliğindir:"O, şimdi uyuyor mu — uyuyor olsa da, yarın yorulmasa..." — "O, şimdi uyumuyor mu : uyumuyorsa, beni düşünüyor olsa — ben de gidip uyumasam..." İşte : 'diğergâmlık' ile 'hotgâmlık' arası birşeydir özlem:- Özlenenden yola çıksa, özleyene; özleyenden yola çıksa, özlenene, yönelen... Özlem, ne —yalnızca— sen, ne —yalnızca— ben dir — özlem, biz dir. Özlem biz iz.”
“Özlem, şimdi, özleyenin, özlenenin kendisini özlemesini isteyen duygudur — özleyenin özlenen; özlenenin özleyen olmasını isteyen duygu:"Şimdi, burada, birlikte" diyen duygu...”
“Her ölüm dünyada bir çatlak açar — bir boşluk bırakıp öyle gider her kişi: öteki kişiler de, şimdi, o çatlağı kapatmakla, o boşluğu doldurmakla görevlendirilmiş hissederler kendilerini.”