Burçak

“Kıskançlık diye bir şey yoktur” diyor, “Kıskançlık sahibiyet duygusunun tasmasıdır” diyor... “İnsanlar evli bile olsa­lar, başkalarına ilgi duyabilirler, bunda ayıplanacak bir şey yoktur” diyor. Ne tuhaf çocuk... Böyle garip şeyleri nereden öğrenmiş...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Şimdi söyletme beni Günseli, söyletme bunların yanında, ilk evlendiğimde benim olmuyor, senin oluyor mu demiştim de ne yanıt vermiştin bana, söyle ne demiştin? Bizi hiçbir şey bil­miyoruz sanıyorlar. En büyük onlar, en güçlü onlar, bize ömür boyu yetecekler, bize ömür boyu bakacaklar. Biz de katlana­ cağız... Ama çocuklar benim başım ağrıyor, ellerim titriyor.” Ve Fügen ağlıyor.
Ben her akşam bir tanesini görüyorum, çok hoşuma gidiyor. Ne kadar yakı­şıklı Tanrım...
Bunları Berrin’e anlattım, çok utandı, “Sen ikisine de âşık olmuşsun, çok ayıp etmişsin, olmaz böyle şey” dedi. “Ama oldu işte” dedim. Bende şaştım.