Gelelim sonuncuya.
Ona bağlandığım kadar
Hiçbirine bağlanmadım.
Sade kadın değil, insan.
Ne kibarlık budalası,
Ne malda, mülkte gözü var.
Eşit olsak, der
Hür olsak, der
İnsanları sevmesini de bilir,
Yaşamayı sevdiği kadar…
Suçlu çocuk yoktur, suçlu sistemdir. Ekonomik sorunlar başta olmak üzere, düzenin her yeri kokusmustur. Düzen değişmediği sürece topragimizi cocuklarimizi, kadınlarımızı öğretmenlerimizi koruyamayiz. Toprağa sahip çıkana sahip çıkmadiniz, aydınlarımızin hepsi içeri tikilirken sahip çıkmadiniz ekmeğinize asiniza göz koydular sahip çıkmadiniz, çocuklarımız mesemlerde peşkeş çekildi sahip çıkmadiniz, okullarda sadece akademik bilgilere dayalı eğitime karşı çıkmadiniz, çocukların bütün sosyal hakları elinden alındı sahip çıkmadiniz...
Ve daha sayacak sayfalarca sosyolojik ekonomik ideolojik sorunlar...
Şimdi bütün suç çocukta mi?
Emile Durkheim’ın “suç toplumsal bir olgudur” yaklaşımıyla uyumludur. Ancak Travis Hirschi şöyle der: "birey toplumsal etkiler altında olsa da seçim yapar."
Suça sürüklenen çocuk vardır; ama bu çocuk hem kendi eyleminden sorumludur hem de onu bu noktaya getiren toplumsal koşulların ürünüdür.
Diye düşünüyorum.
Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim
Zulamdaki mahzun resim.
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin..
Her gün okuluna bıraktığım oğlum bangır bangır Manuş babadan dinleyip bunu söylüyor (yaş 5) görüşmecim yeşil soğan göndermiş aç diyor bana dillerini yidiğim :))