“Batılı, yasaları sonuna kadar zorlar, yasaların mümkün olan en uç çeperlerinde yaşar. Mesela petrol şirketleri daha ucuz bir enerji türünü satın alıp ortadan kaldırdıklarında, meğer ki ihlal ettikleri açık seçik bir yasa olsun, toplumun esenliğini düşünmemekle suçlanmazlar. Gıda imalatçıları raf ömürlerini uzatmak için ürünlerine muhtelif zehirler kattıklarında, meğer ki ambalajın üstünde belirtmesinler, insan sağlığı ile oynamakla suçlanamazlar. Satın almamak özgürlüğü diye bir hak vardır, isteyen alır, istemeyen almaz ama…
“Ama her yasal hak helâl değildir.
“Evet, her yasal hak helâl değildir. Her helâl de yasal hak değildir. “
Sayın Alev Alatlı, bu cümleleri 2014 yılında Cumhurbaşkanılığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kürsüsünde; gazeteciler, iş adamları, sanatçılar ve siyasilerin karşısında okumuştu, hepsinin gözlerinin içerisine bakarak. Etkilenmiştim. Ve bu cümlelerle kitapta karşılaştığım an büyük bir mutluluk duydum. Meğer Alev Alatlı, Gogol’un İzinde adlı 4 ciltlik roman serisinin ilk kitabı olan, 2004 doğumlu ‘Aydınlanma Değil, Merhamet!’ kitabında, Ana karakter olan kadın bir Türk akademisyene söyletmiş bu sözleri. Hem de Rus aydını dostlarına karşı…
Alev Alatlı okumak zordur. “Gençler yüzyıllarla bilyeler gibi oynayabilmelidir” diyen Alatlı’nın romanları konsantre bilgi içerir. Didaktik değildir ancak yakın tarihi öyle derinlemesine özümsemiştir ki; anlattığı dönem ve coğrafyanın siyasi, dini, iktisadi, felsefi, ticari, edebi ve hatta zirai tüm değişkenlerini bir anda yutup hikayeye girebilmek, okuyucu için çoğu vakit meşakkatlidir.
Bu kitabında, daha doğrusu bu serisinde Alev Hoca, Gogol’un izinden gidiyor ve yönünü Batı’ya dönen ya da Sovyetlerin ardından tastamam Batılılaşan Rusya’yı resmediyor bize.
Resmetmek demekle halt etmişim. Buna nakış