Aklım bir düşünceye takıldı: Hayatımda ilk defa birçok ozanın söylediği gibi onca düşünürün nihai bilgelik olarak öne sürdüğü hakikati gördüm. Hakikat şuydu; sevgi insanın ulaşabileceği en yüksek ve en büyük hedefti. O anda, insan şiirinin insan düşünce ve inancının ayırt ettiği en büyük sırra haiz oldum:İnsanın kurtuluşu sevgiyle ve sevgidedir. Elinde hiçbir şeyi kalmamış bir insanın dahi, kısacık bir an için bile olsa, sevdiğine ilişkin düşüncelerden nasıl mutluluk duyabileceğini anladım. İnsanın, kendini olumlu eylemle ifade edemediği ve tek yapabileceğinin çektiği acılara doğru bir yolla( onurlu bir yol) katlanmak olabileceği mutlak ıssızlık durumundaki birinin, sevdiğine dair içinde taşıdığı imgeye sığınarak tatmin olabileceğini gördüm. Hayatımda ilk defa "Melekler sonsuz bir görkemin ebedi düşüncesinde kayboldu" sözlerinin ne ifade ettiğini anladım.
Peki ya insanın özgürlüğü? Herhangi bir çevrede davranış ve tepkilerin tinsel özgürlüğü söz konusu değil midir? İnsanın birçok koşulun ve çevresel faktörün(biyolojik, psikolojik veya sosyolojik) ürününden fazla bir şey olmadığını söyleyen o teori doğru mudur? İnsan bunların tesadüfi bir sonucu mudur? Daha da önemlisi tutsakların toplama kampının tekil yaşamına yönelik tepkileri,çevrenin etkilerinden kaçılamayacağını mı gösterir?İnsan bu koşullarla karşı karşıyayken hiçbir eylem seçeneğine sahip değil midir?