Dibe vurduğun, yanlış yerlerde ağlamana sebep olan ve sevdiğin insan ölmüşken hâlâ hayatta olan bütün aptallara mantıksız bir öfke duymanı sağlayan o duygu değil. Sadece alışmayı öğrendiğin bir şey. Bir deliliğin olmasına alışmak gibi.
"Ben mi pazar yemeğini hazırlayacağım? Ben? Neredeyse otuz yıldır evliyiz, Louisa. Kahrolası öğle yemeğini ben hazırlamam. Ben eve para getiririm, annen yemeği hazırlar. Anlaşma böyle! Ben buna imza atmıştım!