Kalenin önüne geldiğimde, seni diz çökerken görmüştüm. Bir kaplumbağa ayaklarının dibinde, başını ve ayaklarını kabuğuna çekmiş duruyordu. Seviyordun onu, bir süre okşadın, öptün, oynadın onunla. Sonra kaplumbağa ilkin başını, ardından ayaklarını çıkardı. Gülüyordu. Bir kaplumbağanın güldüğünü görmek ne büyük sevinç anlatamam.
Yaratılışta her erkek, her kadın az çok birbirine benzer; hepimiz insanız, mayamız birdir. İşin ehemmiyeti başkasından evvel kendi nefsimizi terbiye edebilmekte ve böylece kalabalığın üstüne çıkmaya uğraşmaktadır. İyilik bize yine kendimizden gelebilir. Kendimizde olmayan faziletleri başkalarından beklemek saçmadır. Biz birçok iyilikler edebilmeliyiz ki, onlardan birkaçı bize dönebilsin. Hırs, öç alma isteği, inat... Hoşumuza gitmeyen hakikatlerin tersine hareket, bizi hiçbir zaman sosyal ve ahlaki refaha erdirmez.