Buse Türkoğlu

Buse Türkoğlu
Hiç mi bir şey öğrenmedin sulardan?
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Bursa
20 Temmuz 1995
103 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Koleralardan, vebalardan, İspanyollardan, bütün salgın hastalıklardan başka Napoleon öldürmüş bilmem kaç milyon... Almanya İmparatoru da öyle... Enver de büyük bir adam olmak için az Türk kırdırmadı. Bunlara oranla haydutların öldürmeleri devede kulak bile kalmaz... Doktorlar yanılır öldürür; yargıçlar alınır öldürür. Gemi kaptanı şaşırır öldürür. .Otomobil şoförü dikkat etmez öldürür. Pek aşağı görülen bir tramvay vatmanının bile bu öldürüşte uygar bir payı vardır. O da halince öldürür.
Sayfa 171 - Özgür
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Abdülhamit devrinde ve ondan sonraki Harb-i Umumi yıllarında öyle eşkıyalıklar oldu ki, kapanın elinde kaldı. Ne vurulabildiyse bankalara, gelirlere yatırıldı. Kendi adlarına meşru servet olarak yazıldı. Savaştan birkaç yıl önce açlıktan nefesleri kokan herifler, milyonlarla oynadılar. Ticarethaneler açtılar. Sedefli, fildişili, yaldızlı, elektrikli salonları; son model otomobilleriyle halkın gözlerini kamaştırdılar. Ta Abdülhamit zamanından beri Beyoğlu'nun, Şişli'nin en değerli yerlerindeki sekiz on katlı mermer apartmanların yapılışlarındaki sırları, yaptıkları masrafların içyüzlerini sana anlatsam!.. (...) Haydut Süleyman, belki on kişi öldürmüştür. Gelgelelim şehir eşkıyası bir yurda, bir ulusa kıydılar. Hem Süleyman, haydut adını almış dağa çıkmış. Ötekiler Babıali'de, Maliyede, Düyun-u Umumiye'de oturdular. Bakan oldular. Kanunlarımızla, ulusal varlığımızla oynadılar. Kıyıcı ile aralarındaki en gözüken meslek benzerliği şudur: Sırası gelince davalarını, kendilerini savunurken zehirli mantıkları var. Yüzsüzdürler, gerçeği örtmekteki atakları sonsuzdur. Bütün bilgisizliklerine, haksızlıklarına, kötü yönetmelerine sosyal birer değer vermeye, birer mazeret bulmaya uğraşırlardı. İstibdat devrinde, Meşrutiyet'te bir kolpasına getirip bakan oluvererek milletvekili yetkisine bürünerek ne vurgunlar vuruldu... Ne büyük zenginlikler elde edildi. Burada, Avrupa'da yedikleri kadar yediler, içtiler. Kimsenin kendilerinden bir hesap sordukları da görülmedi.
Sayfa 50 - Özgür
Edebiyat
Helal, haram sözleri kitaplarda kaldı... Şehrin içinde, dışında hep haydutluk. Birtakımı yiyor. Birtakımı da yiyenlere ses çıkaramıyor. Sonra memleket batıyor, diye bağrışıyorlar. Bir memleket, haksızlıktan batar. Bu, buradan çalar. O, oradan aşırır... Hepsi bir yol tutturmuş, gider.
Sayfa 42 - Özgür
Edebiyat
Hükümet teslim olanlara geçenlerde af ilan etti. O sırada bu da geldi. Sekiz on yardakçısıyla aman diledi. Bunun adına Kıyıcı Süleyman derler. Çok canlara kıydı. Çok ocaklar söndürdü. Şimdi burada sizin, benim gibi serbest geziyor.
Sayfa 41 - Özgür
Edebiyat