Annem bir keresinde geçmiş hikayeleri anlatmaya insan kötü kalplidir diye başlamıştı, insan iyiliği değil kötülüğü sever. Hikayelere bak… Filmlere dizilere bak… Hep kötülüğü anlatıyorlar… Neden? Kötülük çekicidir çünkü
herkesin iyiliği sözde diye anlatmıştı anneannem o günleri. İnsanın özünün kötü olduğuna inanıyordu. İnsan, iyi insan olmak için çok çabalamak zorundaydı ama kötülük için çabalamaya gerek yoktu. Bunu hayat ona göstere göstere öğretmişti

Çocuğun karın tokluğuna çalıştırılan iş gücü; evliliğin aşk sevgi bağlılık gibi duygular içermeyen ekonomik bir kurum; cinselliğin de bakım karşılığı ödenen bedel olduğu çağlarda kendisinden değil 50,150 yaş büyük bile olsa bir paşa ile evlenmek başına talih kuşu konmak anlamına geldiği için esmerin kendisi de annesi de abisi de sevinçten uçmuşlardı.
annemin hikayesi acıklıydı. Yalnız annemin değil, anneannemin, anneannemin annesinin, büyük ihtimalle onun annesinin ve daha büyük annelerin hikayelerde acıklıydı. Delili bozuk es M’nin zamanında da, Uygarlığın sözde tavan yaptığı şimdiki zamanda da kadınların hikayeleri hep acıklıydı.