Özgür olduğumuzu özgürlükle aramızda bir duvar olduğunu istediğimiz zaman bu duvara bir omuz atıp yıkabileceğimizi sanıyorduk. Şiddetle yanılıyorduk. Özgürlük çok tatlı bir yanılsama insanın hayal etmekten vazgeçemeyeceği imkansız bir fanteziiydi 
dün anneler tarafından uğurlarına çekilen çileler sürekli kafalarına kakılan çocuklardan biri olan annem bu en yaygın minnet türünden nasibini fazlasıyla almış, öyle ezilmiş ki sonunda kafayı üşüttü diye düşünüyordum.

Ama hayat böyleydi illa bir yerde insana hiç istemediği soruları sorduruyordu, daha kötüsü bazen insan kendini iyi hissedeceği cevaplar inanmayı istese de inanamıyor, saf çıplak en hakiki gerçeği bulmak istiyor ama gerçekle yüzleşmeye de gücü yetmediği için arafta kalıyordu. 
İnsanın kendi kendini aşağıladığı küçük anlar çok büyük travma var aslında çünkü insan kendi kendini karşı savunamıyor. Aşağılayan kendisi, aşağılanan kendisi, nasıl yapsın? Bana öyle geliyor ki, eyşan beni bizzat aşağlamış, bakışlarıyla ezmiş, sözleriyle dövmüş, hatta bütün büro üstüme yürüyüp yüzüme tükürmüş olsa kapısında öylece durduğun dakikaların etkisi bu kadar ağır olmazdı.