Ferhattmr

"ve bütün gemileri yakıp yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla mutlu muydu, hiç düşünmedi böyle şeyleri umutlardansa nefret etti daima hep yanıldı ve yenilgilere uğradı ama atıldı yine de serüvenlere pervasız bir acemi soyu tükenen bir bilgeydi belki de Ama bir şey vardı yine de Başarısız ihtilallerden kendine kalan... "
Reklam

Ferhattmr

, bir kitap okudu
Puan vermedi·120 syf.·
10 günde okudu
·
2020 1. kitabı
Halil Cibran
7.6/10 · 16,4bin okunma

Ferhattmr

, bir kitap okudu
Puan vermedi·72 syf.·
6 saatte okudu
·
2019 56. kitabı
Halil Cibran
7/10 · 14,1bin okunma
    Bir gün anlayışlı yol, yordam, hal hatır bilen bir zat bir sağıra:   "Komşun hasta" diye haber verdi. Bunun üzerine sağır düşündü ve kendi kendine: "Bu sağır kulaklarla komşumun sözünü anlamam mümkün değil, fakat yine de gitmek lazım gitmezsem olmaz." diye düşündü. Sonra kendi kendine şöyle dedi:  "Hastayı ziyarete giderim ona:  "Ey benim sevgili dostum nasılsın?" derim o zaman elbetteki  "İyiyim yahut da hoşum şükürler olsun." diye cevap verecek.Ondan sonra:  "Ne çorbası yedin?" diye sorarım. O da:   "Mercimek çorbası." diye cevap verecek o zaman ben de: "Afiyet olsun, dedikten sonra hekimlerden kim geliyor, seni kim tedavi ediyor?" diye sorarım. O: "Filan hekim." deyince: "O hekimin ayağı çok uğurludur, o çok usta bir tabiptir o geldi mi işin yolunda demektir. Biz de onu denedik neye elini sürerse, kimi tedavi ederse onun işi tamam demektir." derim. Sağır kafasında soruları ve cevapları kurarak komşusunu ziyarete gitti; selam verdi: "Nasılsın komşun?" diye sordu. Komşusu inleyerek:"Ölüyorum." dedi.  Sağır daha önce düşündüğü ve tasarladığı gibi: "Çok şükür." deyince buna hastanın canı çok sıkıldı.  "Bu ne biçim komşu, galiba benim kötülüğümü düşünüyor." diye düşündü. Tam bu sırada: Sağır devam etti: "Ne yedin?" diye sordu. Hasta kızgınlıkla: "Zehir!" dedi.    Sağır sükunetle:   "Afiyet olsun." dedi. Bunun üzerine hasta iyice sinirlendi, fakat sesini çıkarmadı, sağır devam etti. "Tedavi için hekimlerden kim geliyor?" dedi. Artık dayanamayan hasta: "Başımdan defolup git be adam, kim gelecek Azrail geliyor!" diye bağırdı.  Bunun üzerine sağır: "Ha o mu, onun ayağı çok uğurludur, artık üzüntüyü bırak sevin, neşelen." dedi. Artık hastanın üzüntüsünün sınırı yoktu, adeta kahrolmuştu. Sağır, komşuluk hakkını ödedim, hasta komşumun halini hatırını
".... Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan, umuttan, sevinçten ne anlar? Göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu? Bir güz düşünün ki Ömür Hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış. Böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? Başlamanın bir anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa başlangıcı olmak değil midir?... "
Reklam