İster kahrolsun büyük birader yazsın, ister yazmaktan vaz geçsin, hiçbir şey fark etmeyecekti. İster günce’yi sürdürsün, ister sürdürmesin, hiçbir şey fark etmeyecekti. Düşünce polisi onu nasıl olsa yakalayacaktı. Hiçbir şey yazmamış olsaydı bile tüm öteki suçları da içeren temel suçu işlemişti buna düşüncesuçu diyorlardı düşüncesuçu sonsuza dek gizlenebilecek bir şey değildi.
Elle tutulur bir kanıt yoktur, yalnızca her anlama gelebilecek ya da hiçbir anlama gelmeyecek kaçamak bakışlar, kulağa çalınan bölük pörçük konuşmalar, tuvaletlerin duvarlarındaki belli belirsiz çiziktirmeler söz konusuydu…
Duygularını gizlemek, aklından geçenlerin yüzüne yazmasını önlemek, herkes ne yapıyorsa onu yapmak, içgüdüsel bir tepkiydi. Ama gözlerinin birkaç saniyeliğine de olsa duygularını dışa vurması onu ele verebilirdi.
Nefret, ikinci dakikasında tam bir cinnete dönüştü. Millet hop oturup hop kalkıyor, ekrandan gelen delirtici koyun sesini bastırmak için avazı çıktığı kadar bağırıyordu.