Sorulması gereken soru, İslam'ın modernlikle uyuşabilir olup olmasığı değil, ancak İslam ve modernliğin birbiryle nasıl ilişkiye girdiği, birbirlerini nasıl dönüştürdüğü ve birbirlerinin sınırlarını nasıl açığa çıkardıkları üzerine yoğunlaşmalıdır.
Adanan Hocacı gençlerde kolejlere sızarak, "en ulaşılmaz" gece kuluplerinde mankenlerle boy göstererek, bu defa kastın en üt ve en beklenmedik noktasında toplumsal tamas yasağını çığnemektedirler. ... Toplumsal temas
arttıkça, "beyaz" Türkiye'nin "tiksinti " ve "kirlenme" duygularını harekete geçirmektedirler. Beraberinde gelen "arınma" ihtiyacı Atatürkçülüğü neredeyse dinsel bir ritüele dönüştürmüştür. Daha radikal bir arınma duygusu askeri ritüellere sığınmak olacaktır.
Tarihin ironisi şudur ki, yüzyıllarca müslüman ve barbarı, yani Avrupalılar için "öteki ni" simgelemiş olan Türkler, şimdi "medeni"ler arasına girmek istedemktedirler. Hatta daha da ironik olarak Türkler, önce müslümanlar şimdi de Kürtler olamk üzere, medenileşmeye engel olarak kabul ettikleri kendi "babarlarını" icat etmek zorunda kalmışlardır.