İkinci olarak Kürt meselesine gelince, esasında demokrasinin geleceğini tayın edici olması bakımında birinci meseledir. İslami hareketlerin tersine siyasal ve kültürel anlanda meşruiyet kazanmakta çok zorlanmaktadır. Kamoyunda, İslami hareketlerle totoriter şeriatçılık arasına giren mesafe farklılaşma, Kürtçülük hareketlerinde ayrılıkçı, terörizm arasına girmemiştir. Bir yanda Kürt miliyetçiliği PKK dışında siyasal temsilciler çıkartmakta zorlanmaktadır.
Kemalizmin dör büyük fobisi diye adlandırabileceğimiz şeriatçılık, Kürtçülük, liberalizim ve komünizm giderek her biri özgürleşmekte, kendi alanını ve ideolojisini oluşturmaktadır. nitekim askeri darbaleri (özellikle 1960 ve 1971 darbelerini), sivil toplumun gelişmesini kendi alanını istila ve ilkelerine tehdit olarak gören otoriter Kemalizmin hegemonya arayışı olarak yorumlayabiliriz.
Türiye'de liberalizim, batılı ülkekerin tersine bireycilik doğrultusunda değil, daha çok ekonomik alanın devletten ve siyasetten ayrışması doğrultusunda gelişmektedir.
Demokrası yanlızca politik kurumlara değil, aynı zamanda toplumsal aktörlerin arasındaki ilişkilerin niteliğinede bağlıdır. Modernleşmemişl ülkelerdeki demokrasiler devlet müdahalelerinden olduğu kadar, toplumsal aktörler arasındaki şiddettende zedelenmiştir.