İçimde müthiş bir hafiflik, bir genişlik duyuyorum. Belki de hakikaten sevmek budur. Belki de ben şimdiye kadar sahiden sevmenin ne olduğunu bilmiyordum.
Fakat içimde öyle bir şeytan var ki... Bana her zaman istediğimden büsbütün başka şeyler yaptırıyor. Onun elinden kurtulmaya çalışmak boş... Yalnız ben değil, hepimiz onun elinde oyuncağız... Senin dünyaya hakimiyet planların bile eminim ki onun mahsulü...
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdir. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardır?