Zira hiçbir zaman nerede olduğumuzu hatırdan çıkarmamalıyız ve dolayısıyla herkese öncelikle sadece günahkarlığının neticesi olarak bu dünyaya gelmiş ve hayatı kendisine doğumunun günahının bir tarziyesi, bir kefareti olarak verilmiş bir varlık nazarıyla bakmalıyız.
Gerçeği söylemekten başka bir derdim olmadığı için zannederim bana felsefemin rahat ve huzur vermekten uzak soğuk neşesiz bir şey olduğu söylenecektir, oysa insanlar tanrının her şeyi tam olması gerektiği gibi yarattığını duymak istiyorlar. Siz kiliselerinize gidin ve biz filozofları rahat bırakın!
Şu çocuk dünyaya getirme işi şimdi olduğu gibi bir zorunluluk veya bedensel zevkin eşlik ettiği bir şey değil de tamamen düşünüp taşınarak akılla yapılan bir iş olsaydı acaba insan soyu gerçekten varlığını sürdürmek ister miydi?
Gençliklerinde arkadaş olup da hayat yollarını ayırdığı için bir daha görüşemeyen iki insan yaşlılıklarında tekrar karşılaşınca eski zamanların hatırlanması ile birlikte hissettikleri ilk şey hayatın bütünü ile ilgili tam bir düş kırıklığıdır.