Acıyı ya da ıstırabı hissederiz ama ıstırapsızlığı değil, endişe yahut tasayı hissederiz ama tasasızlığı değil, korkuyu hissederiz fakat güven ve emniyeti değil. Açlığı ve susuzluğu hissettiğimiz için arzuyu hissederiz ama tatmin edilir edilmez ağza alınan bir lokmaya benzer, yutulması ile birlikte duyularımız için varlığı sona erer.
Dünyanın sadece maddi bir anlamı olduğunu ve manevi ahlaki anlamının bulunmadığını söylemek bütün yanlışların en büyüğü ve en tehlikelisi en büyük ve en temel gaf gerçek ruh ve mizaç sapkınlığıdır.
Bu zamana kadar hiçbir insan içinde yaşadığı anda kelimenin tam anlamında mükemmelen mutlu hissetmemiştir kendisini; eğer hissetmiş olsaydı bu onu sarhoş ederdi.
Hayatımızın tabloları kaba mozaiklerle yapılan resimlere benzer ki yakından bakıldığında hiçbir etkisi yoktur, güzelliklerin anlaşılabilmesi için belli bir bakış mesafesi gerekir.