Göz açtırmayan bir kar fırtınasında limanı terk ettiğimde aylardan şubattı. Onu el sallarken görmüştüm son kez,pencereden. Karşı kaldırımda bir adam duruyordu,köşede,şapkasını gözlerine kadar indirmiş,çenesi paltosunun yakasının gerisinde. Beni izleyen cenin. Ağzında purosuyla bir cenin. Mona pencereden el sallayarak veda ediyor. Beyaz ve üzgün bir yüz,saçlar dağınık.
O yüz karmaşasının içinden çıkıp tutkuyla sarılıyor bana -binlerce göz,burun,parmak,bacak,şişe,pencere,çanta;her şey bize bakıyor ve biz,birbirimizin kollarında kendimizden geçiyoruz.Yanına oturuyorum,konuşmaya başlıyor -sel gibi.
Cüzzamın,histerinin,sapkınlığın tüketici notaları. Söylediği tek sözcüğü bile duymuyorum çünkü harikulade ve onu seviyorum ve mutluyum şimdi ve ölebilirim.