Sabırla bekleyen erdemli kişinin,
Değersiz insanlardan gördüğü muameleye,
İnsan yalın bir hançer darbesiyle hesabı kesebilecekken,
Kim katlanırdı, bu yorgun yaşamın yükü altında
Homurdanıp terlemeye,
Ölümden sonraki bir şeyin korkusu olmasaydı?
O bilinmeyen ülkenin korkusu kafamızı karıştırıp
Bizleri, tanımadığımız dertlere koşup gitmektense,
Başımızdakilere katlanmak zorunda bırakmasaydı?
Ama hani, fırtınadan önce hep,
Bir sessizlik kaplar ya gökleri,
Bulutlar öyle asılı kalır,
Azgın rüzgarların dili tutulur;
Aşağıdaki yerküre
Ölüm sessizliğine bürünür ve ansızın,
Müthiş bir gümbürtü kopar ve ikiye ayırıverir toprağı.