Ve #9eylül Aniden uzun boylu, siyah takım elbiseli bir delikanlı fırladı ortaya. Elinde tabanca vardı. Bastı tetiğe, trak trak trak! Efsun alayının sancaktarı karpuz gibi düştü atının sırtından… Kahkahaları suratlarında dondu. Baktılar ki tek başına sarıverdiler etrafını, ilk süngüyü iman tahtasına sapladılar sonra neresine denk gelirse orasına… Hasan Tahsin’di o. Henüz 30’unda.
Yüzbaşı Şerafettin, teğmen Ali Rıza, teğmen Hamdi Bismillah ilk iş koştular Hasan Tahsin’in düştüğü yere, hükümet konağının alnı kabağına diktiler al sancağı… Minarelerden ezan sesi yükselirken Belkahve’deydi Mustafa Kemal, İzmir’i seyrediyordu.
İşgal edildiği gün bir ulusun kurtuluş savaşını başlatan, işgali sona erdiği gün o ulusun kurtuluş savaşını sonlandıran… Dünyada bu özelliğe sahip tek şehir, İzmir’i seyrediyordu.
Nif’te kendisi için hazırlanan bağevine gitti. Tek kat, taş, penceresiz, gaz lambasının ışığıyla aydınlanan, buram buram Ege kokan bağevine… Yorgundu. Yemek getirdiler. Yemedi. Cıgara çıkardı. Kahve istedi. “Biliyor musun İsmet” dedi… “Bir rüya görmüş gibiyim.”
Karabasanla başlayan, 3 yıl 3 ay 22 gün süren, mucizeyle biten bir rüya… Çiçekler açıyordu İzmir’in dağlarında! 🇹🇷🇹🇷🇹🇷