Günümüzde evlilik yaşamına doğru dürüst hazırlanmış pek fazla kimseye rastlamayışımızın nedeni, insanın bir başkasının gözleriyle bakmasını, kulaklarıyla işitip, kalbiyle hissetmesini asla öğrenememesidir.
Yaptığımız her şeyde, neredeyse düşündüğümüz ilk şey diğer insanların buna ne diyeceği olmakta ve daha yakından bakıldığında da yaşadığımız hemen hemen bütün kaygı ve korkuların bu konudaki endişemizden kaynaklandığı göze çarpmaktadır.
Cezaları ağırlaştırmak, hiç de suçluların gözünü yıldırıp suçtan uzak tutmaz, tersine bir kahraman sayılacakları yolundaki içlerinde yaşayan inancı güçlendirir. Suça yönelik kimselerin egosentrik(ben merkezli) bir dünyada yaşadığı unutulmamalıdır. Öyle bir dünya ki gerçek cesaret, özgüven ve toplumsallık duygusu ya da toplumsal değerler sezgisi gibi şeyleri asla barındırmaz kendisinde.
Meyvenin tohumu nasıl ki kırmak zorundaysa kabuğunu, kalbini güneşe sunmak için, sen de acıyı bilmelisin.
Ve açarsan kalbini yaşamın günlük mucizelerine, göreceksin acının neşe kadar muhteşem olduğunu.