İhtiyar, “Nereye gidiyorsun sen yahu?” dedi soluk soluğa.
“Ben o adamların yanına oturamam,” dedi Halil, çenesinin ucuyla nöbetçileri işaret ederek. “Onlarla oturup muhabbet edersem, avluda gezinip duran şu adamcağızın yüzüne bakamam.”
“Nedenmiş o?” diye sordu gençlerden biri.
“Bakamam işte,” dedi halil sertçe. “Hem bunların hem de o adamın yüzüne, sanki hiçbir şey olmamış gibi aynı ifadeyle bakamam. Bunu yapacak olursam, o zaman da aynada kendi yüzüme bakamam.”
Barları, meyhaneleri dolduran insanlar rengârenk ışıkların altında güle oynaya şarkılar, türküler söyledi, ilaç parası bulamayan garibanlar yumruklarını sıkıp dişlerini gıcırdattı, evine ekmek götüremeyen kara kara düşünüp of çekti, hayatları boyunca hayatlarına giren insanların çoğuna bir şekilde kötülük ettikleri için artık kendilerini bile sevemez hâle gelenler iyilik ve tevazu şarkıları eşliğinde, cumbuldata cumbuldata, başkalarının sevgisinde vicdanlarını çitiledi.