Böyle yıpratma kendini, hemen
yıkılma, düşler var yaşanacak, anılar
var biriktirecek; deniz gören banklar
var, henüz kapitalizme bulaşmamış
manzaralar, rüzgarlarıyla serinletecek
söğütler, altını çizdiğin cümlede uzun
uzun düşünüp tebessüm ettirecek
kitap satırları var; vazgeçme.
Farz edelim ki her gece görmek istediğin rüyayı görebiliyorsun
Ve doğal olarak bu rüyada bir maceraya başlıyorsun
Tüm dileklerini gerçekleştirebiliyorsun
Görebileceğin her türlü hazzı tadabiliyorsun
Ve birkaç geceden sonra diyorsun ki: Vay be bu harika bir şey
Fakat şu an hadi bir sürpriz olsun
Kontrolünün olmadığı bir rüya kuralım
Ne olacağını bilmediğin bazı şeyler başına gelecek
Sonrasında gitgide daha fazla maceracı olacaksın
Ve daha az kumar oynayacaksın
Ne hayal edeceğine gelince
Sonunda, şu an neredeysen onu hayal edeceksin
Eğer bu rüyadan uyandırılırsan
Siyahın beyazı ima ettiğini
Özün başkasını ima ettiğini
Yaşamın ölümü ima ettiğini anlayacaksın
Kendi başına hissedebilirsin
Dünyada bir yabancı olarak değil
Göz altındaki biri gibi değil
Talihiyle buraya varmış biri gibi değil
Fakat kendi var oluşunu mutlak bir temel olarak hissetmeye başlayabilirsin
Sezgiyle bağlantıyı güçlendirmenin bir başka yolu, kimsenin canlı enerjilerinizi, yani kanılarınızı, düşüncelerinizi, fikirlerinizi, ahlaki değerlerinizi, ideallerinizi bastırmasına izin vermemektir. Bu dünyada çok az doğru, yanlış ya da iyi ve kötü vardır. Öte yandan, yararlı ve yararlı olmayan vardır. Kimi zaman yıkıcı şeyler de vardır, doğurgan şeyler de. Uygun bir şekilde bütünleşmiş ve iyi niyetli eylemlerin yanı sıra, öyle olmayan eylemler de vardır. Ama bildiğiniz gibi, bir bahçenin ilkbahara hazır olması için, sonbaharda tersyüz edilmesi gerekir. Bahçe her zaman çiçeklenemez. Ama bırakın, hayatınızın altüst oluşlarını kendi içsel döngüleriniz düzenlesin, dışınızdaki başka güçler, kişiler ya da içinizdeki negatif kompleksler değil.