Feyruz

Feyruz
@Feyruzer
Burası konuşamayanların son durağı..
Dünyayı pis bir döşek,bitmesin diye az, çok az yakılan ve üstünde yoksul çorbalar kaynayan küçük mavi bir tüp, birde içi paçavra dolu tahta bir valizden ibaret sanıyordu… Annesi onu gün boyu uyumaya zorluyordu. Yaşama ancak geceleri izin vardı. Gündüzleri demiryolunda deli bir anne kızıyla saklambaç oynuyordu.
Sayfa 85
Reklam
Bir keresinde yerkürenin çekirdeğinde yanan ateşe tutulmuştum. Saçlarımdan tutuşmuştum. Bir keresinde bir jilete aşık olmuştum. Ne kadar ince damarım varsa hepsini tek tek kesmiştim. Akan kanda geleceğimi içmiştim.
Ben yıllardır yalnız, yapayalnız ama mutlu.. ışığa küs, hayata küs, meraka küs, yalnız, yapayalnız, bir küçük odada tahtalar ve cilalarla baş baş yaşamaya alışmışken; .. sanki tuhaf bir müjde vermek istermişçesine geldi… çıkageldi.. nemli, küflü, ışığa küs, hayata küs, meraka küs, yalnız, yapayalnız küçük odama, hayatıma, yanıma sanki ezelden varmış gibi çöreklendi.. hemde o tuhaf, çok tuhaf haliyle.
Sayfa 65
Sakın bana ismimi sormayın Sakın gözlerimin tam içine bakmayın Yanımdan geçerken bana dokunmayın. Varsayın ki burada değil, oradayım. Oraya siz gelemezsiniz. Köprüleri yıktılar, gemileri yaktılar, yollar kayboldu. Ben başlayın. Ben uçurumlar kadar tehlikeli Dereler kadar tekinsiz Rüzgarlar kadar esriğim.
“Çirkin ya da sakat mıymış? Görünmesini istemediği bir hali mi varmış?” “Hayır. Sadece üzgünmüş… çok üzgün.”
Sayfa 43
Reklam