Nazlı Feyza Daş

Hâlimizi bir düşünelim: Allah Rasûlü'nün kalbinde ne vardı, bizim kalbimiz nelerle meşgul? Efendimiz'in derdi düşüncesi neydi, bizim derdimiz ne? O, ömrü boyunca ne için gayret etti, biz nelerin peşinde koşuyoruz? O’nun kalbi vahyin ağırlığı ve ümmetin selametiyle titrerken, bizim kalbimiz dünün pişmanlıkları ve yarının rızık kaygılarıyla yorgun düşüyor; O’nun derdi, bir insanın daha hidayetine vesile olabilmek adına nefesini tüketmekken, bizim derdimiz daha konforlu bir hayatın ve bitmek bilmeyen dünya ihtiyaçlarının peşinde nefes nefese kalmak oluyor. O, ömrü boyunca yeryüzünde adaleti, merhameti ve güzel ahlakı ikame etmek için gayret ederken; bizler modern zamanın parıltılı labirentlerinde şahsi çıkarlarımızın ve geçici heveslerimizin peşinde koşuyor, O’nun bir tebessümü sadaka sayan nezaketine mukabil, biz haklı çıkma uğruna gönül yıkmaktan çekinmiyoruz. Nihayetinde O, dünyadan bir "garip yolcu" gibi gelip geçerken, bizler bu misafirhanenin sahibiymiş gibi her şeyi sahiplenme telaşıyla asıl menzilimizi ve istikametimizi unutuyoruz. O’nun ufku ebediyete ayarlanmış bir pusula gibi hep öteleri gösterirken, bizim bakışlarımız toprağa çakılı kalmış dünyalıkların sığlığında boğuluyor; O, eline geçen imkânları infak edip "bize ne kaldı?" sorusuna "verdiklerimiz bizimdir" diye cevap verirken, bizler biriktirdikçe huzur bulacağımızı sanan bir yanılgının içinde tükeniyoruz. O, ashabını birer yıldız gibi gökyüzüne nakşetmek için çırpınırken, bizler çevremizle olan bağlarımızı sadece menfaat ve sosyal medya beğenileri üzerine kuruyor; O’nun secdeyle buluşan alnındaki huzuru, bizler geçici eğlencelerin ve bitmek bilmeyen ekran yorgunluklarının ucuz tesellilerinde arıyoruz. Aslında her nefes alışımızda O’nun sünnetinden bir nebze daha uzaklaşırken, O’nun "kardeşlerim" dediği o
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Nazlı Feyza Daş

, bir kitap okudu
Puan vermedi·340 syf.·
2026 21. kitabı
Aksa Karakoç
0/10 · 4 okunma
​Hayatın bitmek bilmeyen hengamesi, zihni yoran o gürültülü çarklar ve ruhu darlayan belirsizlikler karşısında insan, sığınacak bir liman arar. Bu liman, çoğu zaman dış dünyada değil, bizzat zihnin derinliklerinde, her şeyi asıl sahibine devretmenin verdiği o eşsiz hafiflikte bulunur. "Allah’a hâkim olmak" ya da daha latif bir ifadeyle O’nun takdirine tam bir güvenle ram olmak, zihni susturmanın en kadim ve en etkili yoludur. ​Zihin, doğası gereği sürekli plan yapar, geçmişin pişmanlıklarını bugüne taşır ve geleceğin kaygılarını sırtlanır. Oysa her şeyin dizginlerinin sonsuz bir kudretin ve merhametin elinde olduğunu bilmek, omuzlardaki ağır yükü bir kenara bırakmaktır. Bu bir vazgeçiş değil, aksine en büyük dayanaktır. Fırtınalı bir denizde kaptana güvenen bir yolcu gibi, hayatın dalgaları arasında sarsılsak da batmayacağımızdan emin olmanın huzurudur bu. ​Hengamenin içinde kaybolmak yerine, "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" sırrına ermek, zihindeki o lüzumsuz sesleri birer birer susturur. İnsan kendi acziyetini kabul edip, mutlak kudrete yaslandığında; iç dünyasında ipekten bir sükûnet örülmeye başlar. Bu teslimiyet, kişiyi olayların kölesi olmaktan kurtarıp, hayatın seyircisi ve hikmet arayıcısı konumuna yükseltir. Zihin artık "Ne olacak?" sorusunun pençesinde kıvranmaz; "O ne eylerse güzel eyler" ikliminin serinliğinde dinlenir. ​Sonuçta dünya telaşı hiçbir zaman bitmeyecek; ancak ona hangi pencereden baktığımız, içimizdeki sükûneti belirleyecektir. Zihni susturmanın en asil yöntemi, kalbi asıl kaynağına bağlamak ve her nefeste O’nun varlığının güvenini hissetmektir. Bu güven, en gürültülü anlarda bile ruhu koruyan görünmez bir kaledir...🕊
Ümmeti İnşa Eden Mücahide Bir Hanım Olmaktır Gayem.
Ben, sadece bir isimden ya da bir nefisten ibaret olmayı reddediyor; ruhunu bir medeniyetin harcına katmaya azmetmiş bir gönül işçisi, bir ümmet mimarı olmayı diliyorum. Hayalim; ipek gibi zarif bir nezaketi, hakikat karşısında çelikleşen bir iradeyle birleştirerek, yıkılan gönül köprülerini yeniden kuran bir mücahide hanım olmaktır. Benim davam; kalemimle cehalete, şefkatimle öfkeye, ilmimle karanlığa karşı durmak ve dokunduğum her hayata bir "diriliş" muştusu taşımaktır. Bir elde hikmetin ışığını, diğer elde merhametin sıcaklığını tutarak; nesilleri sadece bilgiyle değil, edep ve estetikle yoğurmak, sarsılmış bir ümmetin sığınacağı o huzur dolu limanı kendi karakterimde inşa etmek en büyük duamdır. Biliyorum ki; bir kadın kendini inşa ettiğinde bir aile, bir aile kendini ihya ettiğinde ise koca bir ümmet yeniden ayağa kalkar.