E.'nin bunu hep yaptığını, beni hem sevindirip incitmekten zevk aldığını ;
ne zaman içimi mutlulukla dolduran bir şey yapsa ardından mutlaka üzdüğünü; ...
Bir gün "aşk hatıraları demli çay gibidir canım, ilk bardağın tadına doyamazsın ama her hatırlayışında demliğe su çekersin, sonunda imamın abdest suyuna döner," dedi
"Kaç kere aşık oldun Zehra?"
"Hiç olmadım."
"O zaman hatırasının abdest suyunu döneceği nereden biliyorsun?"
Böğürtlen kışı uzun zaman sonra beni en çok içine çeken kitaplardan biri oldu. Olay örgüsünde hem geçmişe hem bugüne yolculuk yapıyorsunuz. Kaybolan çocuğun hikâyesiyle gazeteci muhabirin yıllar sonra bu olayı araştırması öyle bir noktada kesişiyor ki, gizem çözülürken ben de olayın tam ortasında hissettim kendimi. En çok hoşuma giden şey, iki farklı bakış açısıyla iki farklı hayatı okuyor olmamdı: bir yanda geçmişin acısı, diğer yanda bugünün merakı. Bu paradoksun, bu duygu karmaşasının içinde kalmak bana çok iyi geldi. Hem gizemi çözüyorsunuz hem de karakterlerin duygularını derinden yaşıyorsunuz. Gerçekten uzun zamandır bana bu kadar iyi gelen bir kitap okumamıştım.
Solucan Serisi’nin ikinci kitabı Acı, sevginin karmaşık ve bazen acı verici yanlarını gösteriyor. Kız karakter, sevdiği kişi yüzünden kafası karışsa da ikinci karakterin ona gerçek değer vermesi ve yanında olması, onun fark etmesini sağlıyor. Ben bunu okurken, hayatımda bana zarar veren insanlardan sonra, gerçek değeri veren ve yanımda olan insanları bulabileceğime dair farkındalık edindim.