“Sevdiğinin başına kötü bir şey gelmesinden korkmadan sevebiliyor insan, yitirmekten korkmadan verebiliyor, yumruklar sıkılı yaşamamak gerek, tehlikeyi bekleyerek. işte bu aşkın bana öğrettiği..”
Sevginin bir amaca benzetildiği dünya nasıl da gülünçtü ve aksine, sevginin diğerinin gözlerinin içinde boğulmak olduğunu anlamamak ne yazıktı, o gözler kör bile olsalar.
İnsanın kendisini tastamam hissettiği herhalde böyle birkaç an vardı hayatta. Öyle hep başı kesik tavuk gibi dolaşmıyordun bir ömür dağ bayır. Bir an geliyor artık burada biraz dinlenebilirim diyordun.