Nuri

Nuri
Haydi, ne duruyorsunuz! Gülün, sevinin, hayat kadar tatlı şey var mı? “Özgür mü diyorsun kendine? Sana hükmeden düşünceni duymak isterim, bir boyunduruktan kaçıp kurtulduğunu değil!” Nietzsche.
Öte yanda ise, mülk sahibi olmadıkları için ve her zaman düpedüz açlıktan ölmenin sınırında oldukları için, yük hayvanları gibi çalışmak zorunda olan insanlar var. Yaptıkları işler onlara hiç uygun değil; onları muhtaç olmanın akıldışı, aşağılayıcı zorbalığı yüzünden yapmaya mecbur kalıyorlar. Bunlar yoksullar: Onların ortamında ne davranışlarda incelik, ne hoşsohbet olmak, ne uygarlık ve kültür, ne zevklerde incelmişlik ne de yaşama sevinci var. Onların bir arada oluşturdukları güçten insanlık büyük bir maddî refah kazanıyor. Ama kazandığı tek şey maddî sonuçlar; yoksul insanın kendisinin hiçbir önemi yokr O, kendisine saygı duymak şöyle dursun, onu ezen bir gücün sonsuz küçük bir zerreciği: Hatta bu güç onun ezik kalmasını tercih ediyor, çünkü bu durumda o insan çok daha itaatkâr oluyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanoğlunun duyguları düşüncesinden daha çabuk uyarılır
Unutmayalım ki, güzel olan şeyler, yalnızca bizi hiç mi hiç ilgilendinneyenler arasından çıkar.
Bir şeye bakmakla o şeyi görmek arasında dağlar kadar fark var.
Bilimsel olarak baktığımızda, Aristoteles’in hayatın enerjisi dediği şeyin, yani hayatın özünün, insanın kendini ifade etme arzusu olduğunu, sanatın da. her zaman için, insanlara kendilerini ifade etme olanakları sunduğunu görürüz.