Nuri

Nuri
Haydi, ne duruyorsunuz! Gülün, sevinin, hayat kadar tatlı şey var mı? “Özgür mü diyorsun kendine? Sana hükmeden düşünceni duymak isterim, bir boyunduruktan kaçıp kurtulduğunu değil!” Nietzsche.
insanlar arasındaki farklar, hep eften püften şeylerdir: kıyafetlerimiz, tavırlarımız, ses tonumuz, dinî inançlarımız, kişisel görünüşümüz, huylarımız ve buna benzer şeylerle ayrılırız birbirimizden. Başkalarının ruhunu inceledikçe, bu incelemenin beyhude olduğunu insan yavaş yavaş da olsa anlayacak, er ya da geç, herkeste bulunan o sıkıcı şeye, insan doğasına rastlayacaktır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Düşünmek. şu cihandaki en sağlıksız iştir; nasıl insanlar yakalandıkları hastalıklara yenik düşüp ölüyorlarsa, pek çok insanı da düşünmek öldürüyor.
Yeşil renge karşı tuhaf bir sevgi besler; yeşil sevgisi, insanlarda her zaman ince bir sanatçı mizacına işaret eder; bir millet söz konusuysa eğer, ahlakî yozlaşmışlığın değilse de bir tür vurdumduymazlığın göstergesi olduğu söylenir yeşil renk düşkünlüğünün.
Eleştiriye duyulan ihtiyaç hiç bugünkü kadar şiddetli olmamıştı. İnsanlık bugün ulaşmış olduğu noktanın bilincine ancak eleştiri sayesinde varacaktır.
Platon’un, Yunan gençliğinin nasıl eğitilmesi gerektiğini açıkladığı o harika bölüm aklındadır herhalde; çevrenin önemini nasıl ısrarla vurgular, çocuğun güzel manzaralarla tatlı sesler arasında büyütülmesi gerektiğini, böylece maddî güzelliklerin onun ruhunu, manevî güzelliklere kucak açar hale getireceğini nasıl da uzun uzadıya anlatır, hatırlarsın. Böylece çocuk, hiç farkında olmadan, güzellik sevgisini geliştirmiş olacaktır içinde; Platon ise hiç bıkmadan eğitimin gerçek amacının işte bu güzellik sevgisinin uyandırılması olduğunu hatırlatır bize. Çocuğun içinde yavaş yavaş bir duyarlılık gelişecek ve onu kötü yerine iyiyi seçmeye, bayağı ve uyumsuz şeyleri reddetmeye, zarif, çekici, hoş şeylerin peşinde koşmaya yönlendirecek, en sonunda, zamanı geldiğinde de, bu beğenileri artık bilinçli çabasının ürünü haline gelecektir.