Bir problemin çözülüşü sırasında, bir haksızlığı kaldırıp yerine başka bir haksızlık koymaya kalkışmak, yine kabul edilecek bir olay değildir. Bir halkı kovmak, topraklarını ele geçirmek doğru olur mu? Üstelik Hitler'in giriştiği cinayetlerde bu halkın hiçbir suçu yoksa...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Filistin'in Araplara ait olduğunu hatırlatan ve bu ülkede "Araplara karşı bir Yahudi üstünlüğü kurmanın doğru ve insani olmayacağını" ileri süren Gandi'ye karşı Buber, şöyle cevap vermişti: Biz onları sürüp çıkarmak değil fakat onlarla birlikte yaşamak istiyoruz.
Ariel Sharon'un ağzından açıkladığı gerçek şudur. İlerde de değineceğimiz gibi asıl gaye İsrail'in savunması değildir. Bölgede yaşayan bütün Arap devletlerinin dağıtılmasıdır...
Bu garip "İsrail demokrasisini" kendisine çok yakın "Amerikan demokrasisine" benzetmek mümkündür. Amerikalılar bir 100 yıl boyunca, utanmadan "özel kuruluş" adını koydukları bir yöntemle "siyah ırkı" esaret altında tutmuşlar ve topraklarını ellerinden almak için kılıçtan geçirdikleri Kızılderililerin artıklarını kovaladıktan sonra Bağımsızlık Bildirilerinde İnsan haklarından söz açarak yeryüzünde bütün ırkların eşit olduğunu ilan etmişlerdir.
Gerçekten, Türkiye'de aydın olarak nitelendirilen kamuoyu bu ülkenin ana davalarına karşı o kadar ilgisiz ki, 1984 yılından bugüne dek, çeyrek yüzyıl boyunca Batı denen ahtapotun İslam dünyasındaki saldırgan kolu İsrail'in yayılıp İslam topraklarını birer birer yutmasını bir sinema filmi seyredercesine uzaktan seyretti. İsrail adındaki olguyu Arapların ulusal düşmanı Yahudi devleti olarak yorumladı. 400 yıl boyunca aynı coğrafyanın bir parçası olduğumuz topraklardaki gelişmeleri Arap İsrail çatışması sözcüklerinin uyuşturuculuğuna sığınarak izledi.