Şimdi hiç bilmediğim bir şehrin ortasındayım. Tüm hayatım, hayallerim, hedeflerim gözlerimin önünde. Ne yapacağımı bilemez haldeyim. Sadece çok yorulduğumu biliyorum. Yeni insanlar, yeni şehir, yeni bir hayat. Sanki şimdi birdenbire her şey mahvolacak gibi. Sanki aniden yok olacak tüm doğrularım. Bir daha dönemeyeceğim eskiye. İçimde tarif edemediğim hisler, aniden gelen duygu değişimleri, sıkıntılarım, üzüntülerim, sevinçlerim ve heyecanlarım var. Bir yanım şarkı söylemek istiyor, bir yanım denize ağlamak. Bir yanım kalabalıklarda kaybolmak istiyor, bir yanım tenhada gökyüzünü izlemek. Eskiden mucizelere inanırdım. Sanki bir anda her şey değişebilecekmiş gibi hayaller kurardım. Umutluydum. Sonra ne oldu bilmiyorum. Umudumu nasıl kaybettim, hangi saçma gerçek beni kurduğum inanılmaz hayallerden alıkoydu merak ediyorum. Gidilmez yollarda, çıkılmaz dağlarda gezerdim orda. Sonsuz bir umut vardı içimde. Sanki dünya güzel bir yer olabilirmiş gibi gelirdi. Şimdi ise sonsuz bir telaş ve gerçeğin soğuk yüzü var karşımda. İnanmak zorunda kalmışım, mutsuzum ama mecburum. Huzursuzum. İçimde her zaman bir korku, sanki eve geç kalmışım gibi bir his. Geçmiyor. Bir yanım hala iyi şeyler olabileceğine inanmamı istiyor. Bir yanım tamamen karanlık. Eskiden olsa, bu şehirle savaşırdım. Şimdi ise anlaşmaya çalışıyorum. Eskiden olsa kazanırdım, şimdi ise beni yenmesinden korkuyorum. Bana ne oldu bilmiyorum. Kayboluyorum hayat düzeni içinde. Her şey çok gereksiz, her şey çok yorucu. Heyecanlıyım bir yandan, belki diyorum. Belki düzelir. Çoğu şeyin dönüşü var, bunun mu olmayacak.. Düzelsin, lütfen. Ve lütfen, bana iyi davran İstanbul.