Körlük salgını, modern toplumun ne kadar kırılgan olduğunu gösterir. Elektrik, güvenlik, sağlık, adalet gibi sistemler kısa sürede yok olur. İnsanlar içgüdüsel olarak hayvani davranışlara yönelir.
Saramago burada medeniyetin aslında çok ince bir perde olduğunu, en ufak bir krizle yırtılabileceğini anlatır.
Kitap boyunca karakterlerin fiziksel olarak körleşmesi, ahlaki körleşmeyi simgeler. Zenginler, fakirler, doktorlar, askerler... herkesin eşit şekilde gözlerini kaybetmesi, insanlığın içindeki kötülüğe ve empati yoksunluğuna dair evrensel bir eleştiridir.
İzolasyon ve kaos ortamında insanlar birbirlerine karşı acımasızlaşır. Tecavüz, hırsızlık, açgözlülük gibi eylemler, "normal" zamanlarda bastırılmış içgüdülerin yüzeye çıkmasıdır.
Kitabın karanlık atmosferine rağmen, bazı karakterler insanlık onurunu korumaya çalışır. Özellikle “doktorun karısı” karakteri, ahlaki pusulayı temsil eder.
Sonuç olarak “Körlük” romanı, yalnızca bir felaket hikâyesi değildir. Aynı zamanda insanın içindeki karanlıkla, toplumun çürümüş yapılarıyla ve gözümüzün önünde duran ama fark etmediğimiz gerçeklerle yüzleşme çağrısıdır. Körlük, bakmakla görmek arasındaki farkı anlatır.