Mehmet

Kederin bizi başrole taşıdığı, ikimiz dışında her şeyi cılız bir manzaraya dönüştürdüğü o anda, cümleyi kendimce yeniden kurdum: Bizim büyük çaresizliğimiz Nihal'e âşık olmamız değil, sesimizin dışarıdaki çocuk seslerinin arasında olmayışıydı. Asıl çaresizlik buydu.
Sayfa 93 - Karakter:Erdem·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Ortaokuldayken bahçeye bir kitap sergisi açılmıştı," diye devam etti.Konuşmayı keser korkusuyla sert hareketler yapmaktan kaçınıyordum. Merakım yüzümden belli olacak bu da onu sıkıntıya sokacak diye çekiniyordum. Nihal ise döner koltukta kendince bir dans tutturmuştu, bazen bana, arkamdaki kitaplara, bazen de yatağımın kırkyama örtüsüne bakıyordu.Ayak parmak uçlarını terliklerinin arkasına koyup topuklarını kaldırdı, pantolonunun cebinden ikiye katlanmış bir kâğıt mendil çıkarıp sessizce burnunu sildi, birkaç kez diliyle dudaklarını ıslattı, yaşadığını gösterecek başka bir dolu şey yaparak, sonunu hiç getiremeyecekmiş gibi bana şu hikâyeyi anlattı: Ortaokul üçteyken, okulun bahçesine bir kitap sergisi açılıyor. Bahar aylarında güzel, güneşli bir gün. (Açık pencereyi gösterip "Böyle bir gündü," demişti, başımı salla mıştım, "böyle günleri" iyi bilirdim.) Her ders saatinde bir sınıf sergiyi geziyor, öğretmen eşliğinde. Nihallerin sınıfı ilk derste çıkıyor bahçeye. Sabah güneşi. Öğretmen herkesin bir kitabı incelemesini istiyor.Sergideki üniversite öğrencisi "ağabeylerden" biri Nihal'e bir kitap uzatıyor. Bizim kız beğenip alıyor kitabı. Nihal sonraki birkaç teneffüste de sergiye gidiyor, kitaplara bakıyor. O ağabey, Nihal'le ilgileniyor. Birkaç kitap daha öneriyor, Nihal'e sorular soruyor. Çetin düşünsene, bizim tatlı kızımız beyaz gömlek gri forma lacivert hırka içinde, üstelik saçını bağlayıp başının oval biçimini ortaya çıkarmış, güzel elagözleriyle kitaplara bakarken, üniversiteli bir çocuğun ilgisini çekiyor. Ama çocuk da Nihal'in ilgisini çekiyor. "Elleri çok güzeldi. Kitapları öyle değişik tutuyordu ki! Uzun, kıvırcık saçları vardı. Bağlamıştı saçlarını. Fakat herkesin beğeneceği bir tip değildi." Nihal herkesin beğenmeyeceği "tiplerden" hoşlanıyormuş. O çocuktan
Sayfa 69 - Krakter:Nihal·Kitabı okudu
Alıntı
Hiç düşünmüş müydün Çetin, ilk üç dört ay eve neredeyse yatmadan yatmaya gelen Nihal, birden evden ayrılmaz olmuştu! O zamanlar ne yapıyordu? Neredeydi bu kızın arkadaşları? Sarhoş geldiği gece kapıda bekleyenler? Sonra üç yıldır gittiği okulda hiç mi arkadaşı yoktu birlikte vakit geçireceği? Dağcı arkadaşları neredeydi? Dersler biter bitmez eve dönmesine içerleyen, birlikte sinemaya gitmeyi, gezip tozmayı öneren kimse yok muydu? Hem sonra genç bir kızın okul dışında kalan bütün zamanını iki orta yaşlı erkekle geçirmesi, üstelik bundan mutlu olduğunu açıkça belli etmesi de tuhaf değil miydi? Tamam, gençler kendilerine kahraman ararlar, benzeyecek, peşinden gidecek biri. Ama Nihal'in cinsiyeti düşünüldüğünde bu kahramanın, birbirini çok seven, biri kıçının ve göbeğinin üzerine kaçak kat çıkmış, diğeri kel kafası ışıkta parlayan iki adamdan müteşekkil bir adam olması, rahatlıkla söylenebilir, akıldışıydı. Acaba çevresindekiler bizim tatlı, küçük Nihalimize bir ucube gözüyle mi bakıyorlardı; artık aralarına almaktan çekiniyorlar mıydı?
Sayfa 66·Kitabı okudu
Alıntı
Bazı hafta sonları Işık Dağı'na pikniğe gittik. Pikniğe giderken otomobilimizin bagajına, izlenimci bir ressam dışında her şeyi dolduruyorduk: Açılır kapanır alçak bir piknik masası, üç açılır kapanır oturak, birkaç minder, uzunca bir kilim (Sevgili dostum üzerinde başını sağ eline dayayıp yanlamasına uzanacak.), semaver, porselen demlik, mangal, kese kâğıdının içinde bir gazyağı şişesi, bir tomar eski gazete, küçük bir radyo, küçük sarı lastik bir top, mavi üzerine siyah çizgili büyük plastik bir top, olta takımı çantası (Sevgili dostum gördüğü her su birikintisine olta sallayacak.), pulları deri bir torbaya koyulmuş tavla, termos ve içinde bir sürü mutfak ıvır zıvır olan tutulacak yerleri metal branda bezinden eski bir pazar çantası.
Sayfa 65·Kitabı okudu
Alıntı
O yıl bahar bize eksik yanlarımızı, hiç tamamlanmayacak şeyleri hatırlatarak gelmişti. Yarım yamalak bulutlar, sahanda yumurta güneşi, neremizi ısıttığı belli olmayan bir sıcaklık. Burnumuzu mu, kalbimizi mi yoksa kasıklarımızı mı?
Sayfa 59·Kitabı okudu
Alıntı