Fidan İmanova

Fidan İmanova
@Fidan_023
"Homo pro se"
Bir toplum kölgəsində özünün kölgələnə bilməyəcəyini bildiyi halda ağac əkməyə başladığı gün inkişaf etməyə başlayır.
Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Korkak ve cesur insan paradoksu
İki tip insan vardır: biri topluma ayak uyduran ve onun bir parçası olan insan, diğeri toplumla uzlaşamayıp kenarda kalan insan. Dışarıdan bakıldığında toplumun parçası olan insan sosyal, neşesi yerinde ve güzel bir hayatı var gibi görünüyor. Diger taraf ise hep eksik kalmış gibi gözüküyor. Toplum cesur, digeri korkak. Toplum, milyonlar sırf milyon adet oldukları için güçlü, daha haklı, kendinden emin ve daha cesur görünüyor. Amma aslında onlar kendi içlerinde çok ürkekler. Onların "ben aslında kimim" diyecek kadar bile cesaretleri yok aslında. Kendileri ile yüzleşmekten korkuyorlar. Ve yine daha önceki iletimdeki mevzu gibi kendi hayallerinin peşinden değil, "fedakarlık" maskesi altında milyonların peşinden gidip kendilerine olan sevgilerini burdan beslemeye çalışıyorlar. Dikkat etsek görürüz ki, kendi fikirleri, kendi hayalleri olan insanların fikirlerini empoze ederek yanına insan çekmek gibi bir derdi yok. Bütün odakları kendi hayatlarında. Ama milyonların her zaman milyard olmak gibi bir derdi oluyor maalesef. Çünki güçlerini sayılarından alan bir topluluk onlar. Ve her yeni üye daha çok güç, doğru tarafda olması ile ilgili tatmin, sevgi ve saygı artışını getiriyor. Toplumun bir parçası olmak kötü bir şey değil tabiki de. Ama yeter ki gerçekten orda olmak istediğin için orda olduğundan emin ol.
Psikoloji
İnsan gerçektende başkaları ne der diye düşünüyormu?
Bugüne kadar insanların kendini ikinci plana attığını ve digerlerinin onunla ilgili fikirlerini önemsediğini ve bu bakış açısı ile genel kararlarını verdiğini düşünüyordum. Amma belki de aslında ortada bir paradoksal durum vardır. Daha iyi anlata bilmek için bir örnek üzerinden düşünelim: Mesela, bir yerde çalışıyorsun, çok emek veriyorsun, gece - gündüz çalışıyorsun, amma ne prim alıyorsun, ne takdir ediliyorsun, ne maaşın artıyor. Şirket için bu kadar fedakarlık ediyorsun, ama hiçbir karşılık görmüyorsun. Başka bir firmaya geçmek şansında var, o kadar deneyimlisin, ama yapmıyorsun bunu, orda kalmaya devam ediyorsun. Neden sizce? Çünki bu hikayedeki fedakar duruşunu seviyorsun, kendine olan saygını ve sevgini besleyecek bir kanal bulmuşsun. Herkes "yeter artık, çık ordan, bırak artık birazda kendini düşün" diyor, ama aslında zaten kendini düşündüyün için ordasın. Buna örnek olarak ilişkileri ve fedakarlık yapdığımız bütün hikayeleri göstermek mümkün. İnsan kendini sevmek ve kendine saygı duymak için garip, karmaşık ve paradoksal bir şeyin içine giriyor ve buna "fedakarlık" diyor, ama insan yine aynı insan işte, kendini düşünüyor. İnsan "vay insanlar ne der", "vay insanlar ne düşünür" durumlarında da aslında diger insanları düşünen, düşünceli, nazik duruşunu seviyor. Günün sonunda sonuç aynı insan her halukarda kendini düşünüyor. Ama kendine olan sevgisini böyle bir şeyden beslemesi ne kadar sağlam tartışılır. Bana göre pek sağlıklı bir durum değil. Zaten kendine sevgisi sağlam olan insan bunun farkına varır ve zincirini kırar, o "fedakarlık" adı altında kaldığı yeri terkeder.
Psikoloji