- Kuyara ile Adako, dedi
- Ne o? Bir ilkçağ trajedisinin adı mı?
- Bütün çağların trajedisi bu, Kuyara; 'Kumda yatma rahatlığı. 'Adako: Ağac dalı kompleksi.' Şimdi kumda yatdığım için kuyara diyorum. Daha da genişletilebilir. Kuyara, alışılmış tatların sürüp gitmesindeki rahatlıktır. Düşünmeden uyuyuvermek. Biteviye geçen günlerin kolaylığı. Ya adako? Ağaç dalındakı, gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öteye öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır. Genç hastalığıdır. Ağaç dalı kompleksine tutulmuş kişi tedirgindir. Insanların ağaç dallarını budayıp gövdeye yaklaştırdıkları gibi, yakınları onun içindeki bu Adako'yu da budarlar. Onu gövdeden ayırmamak için ellerinden geleni yaparlar. Kimi insana ne yapılsa yararı olmaz. Asi daldır o. Ayrılır. Balta işlemez ona.
"İkiyüzlülükten hayıflanacağıma kabul ettim ben onu. Asıl meselenin yargıdan kaçınmak olduğunu söylerken yanıldım. Asıl mesele, zaman zaman rezilliğimizi haykıra haykıra itiraf etsek de her şeyi kendimize mubah görebilmektir. Yaşamımı değıştirmedim, ancak hatalarımı itiraf etmem, daha hafiflemiş olarak yeniden başlamamı ve önce doğamın, sonra tatlı bir pişmanlığımın keyfini sürerek iki kat zevk almamı sağlıyor. "
"Vaktiyle ne dairemin kapısını kilitlerdim ne de arabamı. Parama bağlanmaz, sahip olduğum şeylere sıkı sıkı yapışmazdım. "Mülkiyyet, baylar, cinayettir!" Servetimi, bunu hak eden bir yoksulla paylaşacak kadar yüce gönüllü olmadığımdan, onu olası hırsızların insafına bırakıyor, böylece adaletsizliği raslantıyla düzelteceğimi umuyordum."