“Tenimin içinde gizli bir tel vardı. Dokundukça kıpraşan, titremeyi, ürpermeyi seven... O kopmuş. Yanlış temas kadar dokunulmazlık da attırıyor demek ki sigortaları. Bütün çehreler kirece çalıyor, bütün gülümseyişler çok çiğnenmiş sakız gibi, çürüyüveriyor birden. Birden değil belki de, yavaş yavaş oluyor. Yavaşça olan her şey gibi sana aniden koyuyor. Göğsünün tam ortasına gelip kuruluyor. Bir ayı çöktü diyorsun anlatırken, kalkmıyor. Öyle bir ağırlık, öyle bir hantallık. Sen kendini şurdan şuraya kaldıramazken, kimi kıpırdatacak da kaldıracak, şahlandıracaksın yerinden.”