Yaşamak başka bir şeydi, yol almak başka bir şeydi. Bir yere varmak için yola çıktıysan, varana kadar yaşamıyordun. Öyle zannediyordun. Yaşamıyor gibi yaşıyordun, sanki yaşam varınca başlayacak gibi yapıyordun.
Hayatımda okuduğum -bana göre- en boş kitaptı. O kadar ki 2. hikayenin ortalarında kitabı bir yana atıp bırakmıştım, bugün kitabı tekrar görünce "haydi sık dişini, bitir şunu" deyip kalanı okudum. Gotik edebiyatı severim normalde ama japon gotiği kesinlikle farklı bir şeymiş onu anladım. Kurgu güzel başlıyor, biraz ilerliyor ve hop sanki yazar yazmaktan sıkılmış gibi olaylar bir anda bıçak gibi kesilip bir cümleyle kapanış geliyor. Hikâyeler insanı ne heyecanlandırıyor ne de geriyor. Kitabı birinden ödünç almıştım, kendim satın almamış olduğuma şükrettim. 2 puan sadece çevirmen için.