Kendini Allah'a adamak ve O'na kulluk etmek,dünyaya sırtını dönmek değil,ilâhi güzelliklerin tecelligâhı olarak dünyayı sırtlanıp hikmet ve hakikat vadisine doğru yola çıkmak demektir.
Zahiri hareketin,sesin,gürültünün ve aksiyonun kutsandığı bir çağda içe dönmek ve orada hareketsiz kalmak hantallık ve tembellik olarak görülür.Oysa aklın ve ruhun en dinamik olduğu an,bedenin ve duyguların sessize alındığı andır.Sessizlik ve hareketsizlik,tevhit ve bütünlük makamıdır.İnsanın duyup duyabileceği en güzel sesler o sessizliğin içinde gizlenmiştir.