“Sen benden çok daha güçlüsün.”
“Hâlâ zayıf hissediyorum ama. Hemen hemen her gün, zayıf hissediyorum.”
“Ama mesele de bu zaten. Bir şey hissediyorsun. Ben hissizdim. Hiçbir şey hissetmiyordum. Ama sen hissediyorsun. Bir insanın kendi gücünü gerçekten bulabilmesi için zayıf olmanın nasıl hissettirdiğini bilmesi gerekir.”
“Ama o büyülü his kaybolup da yere çakıldığında, bütün mutlu ve iyi hisleri de beraberinde götürüyor. Kalbine gelince, o da kırılıyor. Kırılıyor ve özür dilemiyor. Milyonlarca parçaya bölünerek seni hissiz ve o parçalara boş boş bakarken bırakıyor çünkü hayatında, bir zamanlar sahip olduğun özgür iraden ve mantığın artık olmuyor. Aşk denen bu saçmalık için her şeyden vazgeçiyorsun ve sonunda mahvoluyorsun.”
“Her zaman iyi olmak zorunda değilsin. Bazen açı çekmek de normal. Karanlıkta etrafta dolaşıyormuşsun gibi kaybolduğunu hissetmek de normal. İyi günleri çok daha iyi yapan kötü günlerdir.”