-Ey Allâh'in Rasâlü! insanlarin en çok belâya mâruz kalanlan kimlerdir? diye sordum
"-Peyqamberler!> buyurdu
Sonra kimlerdir?> dedim
"-Sonra sâlihler!, buyurdu ve şu izâhı ilâve etti:
"Onlardan biri fakirliğe öylesine mübtelâ olur ki, kendini örten bir abâdan baska bir sey bulamaz. Onlar sizin bolluğa sevindiğiniz gibi belâya sevinirler." (ibn-i Mâce, Fiten, 23)
Büyükler derler ki, ilimde kemâle ermek, amelde kemale ermekten daha faziletlidir. Fakat ilimde bir kusur işlemek de, amelde bir kusur işlemekten daha tehlikelidir. Zira amelin ilk şartı, temiz bir akidedir.
Bu sebeple peygamberler, Cenab-ı Hakk`a ilimlerini ziyâdeleştirmesi icin duâ etmişlerdir. Adem aleyhisselam meleklerin hürmet ve secdelerine kendisine tâlim edilen isimler sâyesinde; Süleyman aleyhisselam o büyük saltanatına, kendisine verilen ince anlayış ve idâri dehâsı ile; Yusuf aleyhisselam da sıkıntı dolu zindanlardan kurtulus ve saltanata tabir ilmini bilmesi vesilesiyle nâil olmuştur.
Gözyaşı döken Yakub 'a artık sabretmekten başka bir şey kalmamıştı. Nitekim hiç kimseye hâlinden şikâyet etmeden sabretti ve:
قال إئما أشكوا بقى وخزنى الى الل
"Ben, sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allâh'a arz ediyorum.., dedi..." (Yusuf, 86)