MARC
Anlayamazsın sen. Bütün bunları o beni sevsin diye yapıyorum.
LINE
Neden? Seni sevmesi neden bu kadar önemli?
MARC
Sen de sevilmeyi istemez miydin küçük Line?
LINE
Bilmem. Pek de umurumda değil sanırım. Sevilirsem ne güzel, sevilmezsem ne güzel değil.
MARC
"Ne güzel değil," denmez, mühim değil denir.
LINE
Öyleyse mühim değil.
MARC
Ama senin için fark etmediğini söyleyemezsin.
LINE
Açıkçası, benim sevdiğim...
“Kitaplar tohum gibidirler. Yüzyıllarca bir yerde uyuyakalmış durumdadırlar, sonra da birden beklenmedik ve umut vaat etmeyen topraklarda çiçek vermeye başlarlar.”
“Tanrılar arasından hangi tanrıysa, işte o, kaos kütlesine düzen verdi ve kütleyi kozmik zerreciklere ayırdı; yeryüzünün ilk kalıbını da o döktü. Her yanı aynı biçimi alsın diye kocaman bir küre yaptı... Hiçbir yanı verdiği hayat şekillerinden yoksun kalmasın diye yıldızlarla tanrısal şekiller göğün döşemesini kapladılar, deniz parıltılı balıklara yatak oldu, yeryüzü hayvanlara kucağını açtı ve uçarı hava kuşları barındırdı... İnsanoğlu doğmuştu... Tüm hayvanların bakışlarının yere dönük olmasına karşılık, o tanrı yalnızca insana yukarıya doğru bakma, iki ayağı üzerinde dik durma ve gözlerini gökyüzüne kaldırma olanağı tanıdı.
— Ovidius, Metamorphoses, birinci yüzyıl”
“ANILARIN ISRARI
Şimdi Göğün ve Yeryüzünün kaderi tayin edildiğine, ve hendeklerle kanallar işlevlerini üstlendiklerine, Fırat'la Dicle'nin kıyıları belirlendiğine göre,
Şimdi ne yapacağız?
Şimdi ne yaratacağız?
Söyle Anunaki, göklerin tanrısı sen söyle, başka ne yapalım?
— İnsanın Yaratılışına İlişkin Asur öyküsü, M.Ö. 800”