Yoksulluğun kötü yanı buydu işte − o hiç bitmeyen şey − yalnızlık. Günler geçer, aklı başında biriyle konuşamazsın; geceler geçer, o tanrısız evine dönersin, hep yalnız, hep yalnız.
Çalar-saatinin tik-taklarını farketti Gordon. Çevresine bakındı. Bir akşam daha geçmişti; boş yere.. Saatler, günler, yıllar hızla akıp gidiyordu. Geceler birbirini kovalıyor, hiçbir şey değişmiyordu : Soğuk, yalnız oda; toz, pislik, sigara izmaritleri; zambak çiçeği yaprakları..