Geçmiş, gelecek, an...
Her şey birdi her zaman...
Hiçlikte kaybolurken ruhlar, tutunmak için yaşama, zam.an.a sığındılar...
O zamanlardan bir zam.an ki, o aslında "genişlemiş an"dı, güneş bir gün dönümünde, her şeyin başladığı yer var sayılan galaksinin kara noktasıyla aynı koordinatta birleşti.
Bir güneş dönemi daha bitti Maya kozmolojisinde..
Güneş, galaksinin kara noktasıyla birleşti ki aslında o nokta bir kara delikti.
Maya'ların kutsal yıldızları gökte hizaya dizildiler.
Göklerde yıldızlardan bir çarpı belirdi..
Ve yeniden var oldu, bu birleşimin muhteşem "Yaşam Ağacı"
Mayaların kutsal "Yaşam Ağacı" belki de Kuran'ı Kerim'deki Tuba Ağacıydı...
Kökleri dal, dalları kök olan kutsal cennet ağacı ki, O'nun göklere uzanan köklerinde her daim melaikeler uçuşurdu..
Bu ağacın oluşumuydu anahtar.
işte o an açıldı galaksinin kara noktası yani kapalı gözü ki o göz özlenen, istenen, gidilmesi amaçlanan yüksek boyutlara açılan bir kapıydı...
O kapıdan geçebilecek olanlar ise, yalnızca saf kalabilmiş ruhlardı...
O da, saf kalabilmiş ruhlardandı; inancı bilgelikte arayanlardandı; kapılmadan dünyevi safsatalara, yüceliği yüreğinde bulanlardandı; O, genişlemiş anda, henüz dünya zamanıyla yaşanmamış olanları görebilme sırrına ermiş olanlardandı...
Gördüğünde galaksinin açılan kapısını, diledi "Allah'ım aç kapılarını Allah'ım aşk kapılarını...
Bu, bir duru görüde yakarıştı..
Yaradan'a. . .
istedi ki, açılan kıyamet kapısı değil, Allah'ın, yarattıklarına duyduğu aşkla bezeli diyarlara açılan bir cennet kapısı olsun. . .
Dileyene, isteyene sonuna dek açıktı kapılar.
Açılan kapıdan içeri girdi.
ışıklı bir yolculuktu yaşadığı.
Bambaşka bir boyutta, daha önce hiç bilmediği ilahi sularla yıkandı, görmediği uykulardan uyandı ve dünyevi bilinç onu terk etti.
Yeni bir hayata kavuşturulduğu