"Kendilik bir sanat eseridir, insan kendisine ancak yaşamının sonunda, öldüğü an ulaşacaktır..” der Foucault..
İnsanın ilk eseri kendisi değil midir?
İnsan, ömrünün sonunda vereceği bir sınav gibi çalışmalı kendini..
Sağlıklı bir benlik inşa etmenin yolu çok defa savaşçı bir benlikten geçiyor.
Fakat bu savaşın öznesi de nesnesi de insanın yalnızca kendisi olmak kaydıyla.
Başkasını değil, kendini yıkmalı bir ben..
Ancak kendini yıkabilir ise kendini inşa edebilir..
Kendinin mimarı olamayan hiçbir şey inşa edemez.
Ne başkalarını yıkmalı ne de başkalarının bizi yıkmasına müsaade etmeli...
Görece bir güç elde ettiklerinde insanların ilkel benliklerinden çıkan sesi duymak, sahici yüzlerini görmek zor değil.
Güç tutkusu, kaçınılmaz bir varış noktası olarak egoizme götürür insanı..
Egoizm, her tür yükselişin en kestirme yoludur çünkü...
Kendi benini Mutlak Ben olarak konumlayanlar ve kendini başka benlerin gözünden "sen" ve "o" olarak göremezler.
Oysa Ben'i yalnızca özne değil, nesne olarak da düşünce ve sanata dahil edebilmek yüksek bir aklın tezahürü.
Kendini mutlak özne, kalan her şeyi kendinin nesnesi olarak görmek; öznenin diktatörlüğünde yalnız kendi hükümleriyle hüküm sürmeye benzer..