Yaşamımın amacının ne olduğunu hala bilmiyorum.
Tek bildiğim, yerleşik hayatın doğumumuzdan itibaren bize aşıladığı mutlu ve üstün olma hırsına kendimi kaptırmamam gerektiği..
Karmaşayı sevmiyorum, dünyevi şeylerden hırsla karışık garip bir mutluluk duygusu almıyorum, sevgi huzur ve derinlik arıyorum..
Belkide sadece küçük bir aşk ilişkisine ihtiyacım var ama ruh eşini bulmak pek de kolay değil..
Müzik, benim umudumu yansıtıyor ve belkide en çok bu yüzden müzisyen olmak bana zevk vermenin yanı sıra yaşama enerjisi de aşılıyor..
Sonuç ne olursa olsun müziği sevmeye devam edeceğim ve şimdi, özellikle Schopenhauer okuduktan sonra daha çok farkındayım ki, hep o varmak istediğim kıyı dışarılarda bir yerlerde değil benim içimde, hayatın karmaşası içinde benim tarafımdan keşfedilmeyi bekliyor..
Kendim için yapabileceğim en güzel şey ise hayatın bu yıkılmaz doğasını uzaktan, bir müzik dinler ya da güzel bir çiçek seyreder gibi, derin bir nefes alarak, yüzümde belli belirsiz bir gülümseme ve belki de içimde hafif bir hüzünle kabul etmek..
Hayal etmek, ama hayal kırıklıklarını olgunlukla karşılamak; umut etmek ama en beklenmedik sonuçlara hazırlıklı olmak..