Kararı öğrenince içi gitti Leylâ'nın... Ama terbiyesi pek sağlam o ananın sözüne de çok bağlıydı. Hem sonra Leylâ bir kızdı.... İçteki yangını dışa taşırmak ona yakışmazdı. Mektebe gitmemeye çaresiz razı oldu. Ve âşık olmanın ilk cezasını o gün buldu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Artık geçtiği obalarda çadırların perdeleri açılıyor... Dolandığı sokakların cumbalarından çiçekler atılıyor... Endamını gören dilberler, önce dudaklarını ısırıyor; sonra arzulu arzulu yutkunuyor.
Şimdi bir boyu vardı ki serviyi kıskandırır.
Bir yürüyüşü vardı ki yürekler hoplatır. Şimdi bedeninin oranı ki altın ölçüde:
Önden bakınca beli gayet zarif ve gayet ince...
Arkadan bakınca sırtı etine dolgun, erkek omuzları da gürbüz ve genişçe.
Gülünce inci dişlerine sanki karlar yağar. Ateş gibi dudakları birbirine değince adeta uzaktan volkanlar yanar.
Acıya ağlıyordu ve acıyla ağlıyordu... Koptuğu bir kaynağın hicranıyla yanıyordu. Surete düşmek, belki de acı veriyordu körpe bedenine. Ayrılmak, belki de ürperti ürperti iniyordu o taze tenine. Anasının gözlerinde bir göz sahibi olduğunu görmek, daha tanımlanmamış hallerle beden sahibi olduğunu öğrenmek ve henüz dille kirlenmemiş kafasıyla var olduğunu anlamak belki de acıtıyordu ince ruhunu.