...sahip olduğu her şeyi artık bir başka vücut için yapıyordu. Dünyanın en büyük ihanetlerinden birini yaparak kendi varlığını gözden çıkarmıştı. İşte bu ihanet asla affedilmeyecek bir günahtı.
Genetiğiyle oynanarak elde edilen güçlendirilmiş domates ya da inekler artık insanlara yeterli gelmiyordu.
Benzer bir müdahalenin insana yapılmaması için hiçbir neden yoktu.
Bu kadar adaletsiz bir gezegen üzerinde, doğru dürüst işleyen tek adalet mekanizmasıydı zaman.
Dünyanın en güçlü insanı ile en güçsüz insanını aynı sınıfta tutmayı başarabilen müthiş bir öğretmendi. İşte gücünün zirvesindeki bir adamın gözündeki korku, tam da bu adalet mekanizmasından kaynaklanıyordu.
Tıpkı bir çocuk gibi gözünü kıyafetinin koluna sildi. Üstelik burnu da akmaya başlamıştı. Sanki beyninin içindeki bir sürü nöron ağlıyordu ve bunlardan çıkan yaşlar ilk buldukları deliklerden dışarı çıkmaya çalışıyordu.